Kayıtlar

aşk etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Okudum: Uyanan Güzel

Resim
Uyanan Güzel by Jale Sancak My rating: 4 of 5 stars Jale Sancak bu kez çok sevdiği İstanbul'un romanını yazmış. Vahide ve Adrian'ın aşklarına ev sahipliği yapan İstanbul'un sokaklarına dikilen metal duvarlar, iklim değişikliğinin sebep olduğu fırtınalar, insanlarının yaşadığı toplumsal sıkışmışlık her paragrafta hissettiriyor kendini. Kent bu kadar kaotik olduğu halde içinde yaşanan aşklar, gençlerin yükselen sesleri her bölümde umuda davet ediyor okuru. Yazar daha önceki romanında olduğu gibi bu romanda da kadını anlatıyor, kadının kendini bulmasını, özgürlüğünü, cinselliğini, birey oluşunu keşfetmesini hikaye ediyor. Vahide uyanıyor. Romanı bölen ara metinlerle ise İstanbul'un uzak tarihine doğru bir yolculuğa çıkarıyor okuru. Bu yolculuk elbette ana hikayeye paralel bir duygu içeriyor. Aynı zamanda okuru İstanbul'un ilk kurulmaya başladığı eski çağlardan bugüne getiriyor. Söylemeden geçmek olmaz. Jale Sancak'ın büyülü dili de hikayeyi bir kat daha güzelleş...

İstanbul'da Gül Mevsimi Sensiz

İstanbul’da gül mevsimi. Kapıların kemerlerinden, balkonlardan, apartmanların bir avuç bahçelerinden, parklardan buram buram yükseliyor kokusu. Gözlerimde rengârenk bir cümbüş. Bildik bilmedik her rengi kuşanmış goncalar ama kırmızı, illa da kırmızı. Sokağa vuruyorum kendimi, içimde ilkyaz çığlığı. Saçlarımı savuruyorum denizden esen yosun kokulu meltemle, güneş kızıl ışıltılar döküyor. Ciğerlerimde İstanbul havası, dolu dolu. Bu şehri seviyorum. Parke taşlı sokaklara götürüyor beni adımlarım, pervasız. Kaçamak bakışlarla seni arıyorum. Sokağın birinden, bir dükkândan çıkıp önüme düşüverecekmişsin ya da omzumda avucunun sıcaklığı hissedecekmişim gibi geliyor. Kendime bile itiraf edemiyorum seni özlediğimi. Bazen içimin, dışımın tüm kalabalığında sesini duyuyorum. Bazen yalnızlığımda varlığının farkına varıyorum. Telefonuma kayıtlı numaranı sildim, alışkanlığıma yenilmemek için. O şarkıyı hiç dinlemiyorum, sözlerini unutmak için. Kudretim olsa o harfi de çıkarıp atacağım alfabeden, i...

Masmavi Ölüm

Gidiyordu içindekileri yiyerek büyüyen bu cehennemden. Görünmez prangalara vurulduğu bu şehirden, Kaçıyordu kendine, yeni evine, küçük güneşlerine. Üzeri altın varakla kaplı, içini kurtların kemirdiği bu şehirden vazgeçiyordu. Kendini bile arar olmuştu nicedir. Öğütmüştü onu bu şehir. Taksinin camından son kez baktı mavisi görünmeyen gökyüzüne. Güneşin sarısı bile solmuştu, bulutlar bakmadan geçiyorlardı aşağıdaki şehre. Belki denizi, belki erguvanları özlerdi. Belki arada bir gelir camileri, sarayları gezerdi. Şoförün bavulunu bagajdan çıkarmasını beklerken son kez ciğerlerine doldurdu isli şehir havasını Bavulu elinde geçmişi geride bırakarak yürüdü iç hatlar terminaline Biletini onaylayan kadın yüzüne bile bakmadı Bezgin şehirli kadın tavrını tanıdı Kendisi de bir sabah aynı yüz ifadesiyle aynada karşılaşmıştı … Beklemeye başladı Kalbinin atışıyla saatinin tiktakları Tükenmişliğini ardında bırakıp yeni bir hayata hazırlanıyordu. İlk anonsla fırladı yerinden. Koşar adımlarla iki n...

Nazım'ın Bilinmeyen Şiiri: YALNAYAK

Vera'ya yazmış. Birlikte kaçmak için buluşacakları istasyonda, onu beklediği anı yakalamış. Bir ucu bir kuyuda kaybolan rüzgârlı bir şosede/ bana doğru yaklaşıyor kavuşma saatımız yalnayak. yüzü saçlarıyla örtülü kavuşma saatımızın/ bir de ağır yürüyor ki deli olmak işten değil/ bana doğru yaklaşıyor kavuşma saatımız yalnayak/ ben de telefon direğine bağlıyım kollarımdan/ yüreğim de yorgun mu yorgun, duracak nerdeyse/ bir de alnıma bir su damlıyor aynı yere artsız arasız 18.01.2011