Kayıtlar

Zamanı ve Hikâyeleri Parçalayan Kalem

Resim
Büyülü gerçekçilik denince akla gelen ilk birkaç isimden biridir Carlos Fuentes, bu dünyadan geçip giderken ardında onlarca eser ve çok konuşulan bir hayat hikayesi bırakmıştır. Meksika’nın en üretken yazarlarından birinin büyülü edebiyatından bahsedeceğim bu kez. Kendini “premodern/ modern öncesi” olarak tanımlayan Fuentes, yaşamı boyunca farklı eserler kaleme alırken kâğıt ve kalemi tercih edenlerdendi. Toplum, tarih ve kimlik öncelikli meseleler olarak yapıtlarında öne çıktı. 1967’de başladığı Latin Amerika biyografileri dizisini hiçbir zaman tamamlayamadı. Sinema tutkunları 1989’da Yaşlı Gringo ismiyle filme uyarlanan Gringo Viejo başta olmak üzere Pedro Páramo,  El gallo de oro, Los caifanes filmlerinin senarist listesinde Gabriel Garcia Marquez, Juan Rulfo ve Juan Ibenez ile isminin birlikte yazıldığını anımsayacaklardır. Babasının diplomat olması nedeniyle Panama’da dünyaya geldi, çocukluğu boyunca Amerika kıtasının farklı yerlerinde eğitim gördü. Genç bir adam olarak ülkesine d

Rus Edebiyatı, Paltodan Çıkanlar

Resim
Rus Edebiyatının "Altın Çağı" olarak adlandırılan, bize Gogol, Turgenyev, Gonçarov, Tolstoy, Dostoyevski gibi isimleri ve büyük eserlerini miras bırakan, 19.yy Rusya için yalnızca edebiyatta değil birçok alanda sıçramanın görüldüğü bir dönem olmuştu. Bu büyük atılımın ardındaki Büyük Petro 1682'den 1725'e dek abisi V.Ivan ile birlikte Rusya'yı yönetirken aydınlanmanın ve batılılaşmanın da öncülüğünü yapmıştı. Edebiyatın da yükselmesini sağlayan aydınlanma,  eğitim  ve  bilim alanındaki reformlar  bir  asır  sonra  ilk  meyvelerini  vermeye  başlamıştı. Daha sonra Çariçe Yekaterina ve I.Aleksandr dönemindeki liberal politikalar, despot I.Nikolay zamanında eğitim ve köylüler hakkında yapılan kapsamlı reformlar okur yazarlığın artmasında, edebiyatın gelişmesinde, dergiciliğin ilerlemesinde de etki yaratmıştı. Bu arada Napolyon ordularına karşı kazanılan büyük zaferi de unutmamak gerekiyor. Bu dönemde edebiyat salonları, kalın edebiyat dergileri, iyi eğitimli gençleri

Şu Bizim Shakespeare

Resim
  Başlık Shakespeare’in Macbeth piyesinin ünlü repliğinden… Onu ne kadar tanıyorsunuz bilmiyorum ama şunu söyleyebilirim ki isminin hissettirdiği kadar ağır, uzak biri değil. Atölyelerde okudukça, anlattıkça eğlenceli ve sürprizi seven bir yazar olduğunu keşfetmek hepimiz için keyifli olmuştu. Uzun yazdığım konusundaki uyarılara rağmen yine çok çok yazacağımı biliyor ve daha ilk satırlarda nasıl kısaltacağımı düşünüyorum. Biraz eskiye dönerek başlayalım… Önce Antik Yunan’da ortaya çıkan sonra Antik Roma’da devam eden ancak Avrupa’ya yayılan Hristiyanlıkla bin yıllık bir suskunluğa bürünen tiyatro geleneği, Orta Çağ’ın sonunda bazı din adamlarının Tevrat ve İncil’deki önemli konuların sözsüz biçimde canlandırılarak halka etki edilmesi fikrini ortaya atmasıyla canlanır gibi oldu. Ancak bu temsillerin tiyatro olduğu düşünülemez. Rönesans’ın başlamasıyla tiyatronun ilk ürünleri de İtalya'da görüldü ama en önemli eserlerini Rönesans'ı geç yaşayan İngiltere gibi ülkeler verdi. B

Duvar Kağıdının Altında*

Resim
Kadınlarla erkeklerin hayat hikâyeleri birbirinden farklıdır. Günlük yaşamları, sosyalleşme süreçleri, kendilerini var etme biçimleri birbirine benzemez. Yine de bu farklılık iki cinsin birbirini dışlama, ötekileştirme, diğerine üstün olma çabasını haklı çıkarmaz. Ancak dünyanın süregiden eril düzeninde var olma ve benliğini oluşturma mücadelesi veren kadının çabası hiç kolay olmadığı gibi çoğu zaman da erkekler tarafından engellenir. Kadın ve erkek kelimeleri dünya üzerinde yaşayan insan cinslerinin tanımından farklı anlamlarla yüklüdür. En başta Adem’in kaburga kemiğinden olma meselesiyle, Adem’in biçimlendirdiği bir dünyada onun belirlediği sınırlar içinde yaşamaya mecbur bırakılmış biridir kadın. Ne yazık ki tüm çabasına, arzusuna karşın henüz çemberi kırabilmiş, sınırı aşabilmiş, duvarlarını parçalayıp atabilmiş değil. Dünyanın bilinen tarihinin öznesi erkektir. Bu tarihi yapan da yazan da erkeklerdir; kayda geçirilmiş olan tarih onları yazanların seçimlerine göre biçimlenmiş ve i

Edebiyatın İçinde Felsefeyi Aramak

Resim
Edebi metinler üzerinde konuşurken incelemesini yaptığım romanların/öykülerin yalnızca anlatılan hikâyelerden ibaret olmadığını çok sık anımsar ve anımsatırım. Düşünceler büründükleri biçimler aracılığıyla konuşur. Okuduğumuz sayfada karşımıza çıkan tablo, kahramanın mırıldandığı melodi, ayrıntılarıyla betimlenmiş bir mimari ya da zihnimizde soru işaretleri oluşturan cümleler, insanlığın kolektif belleğinden süzülüp yazarın kaleminden hikâyenin içine planlı ya da plansız karışır, o metni sağlamlaştırır, unutulmaz yaparlar. Felsefe, filozoflar ve düşüncelerinden ibaret değildir tıpkı yazarlar ve yazdıkları metinlerin sadece hikâyelerden ibaret olmadığı gibi. Felsefe düşünmeye, anlamaya, sorgulamaya niyetli bireylerin ve tabii toplumların ortaya koydukları düşünsel bir değişim sürecindeki tartışmaların kendisidir. Siyasi ve toplumsal hareketlerin, büyük dönüşümlerin temelinde; temel hak ve özgürlüklerin tanınmasında ve demokrasinin gelişiminde; insanın bilinçlenmesinde, doğru düşünebilme

Hangi Şehir Hangi Hikaye

Resim
Farsçadan alıp kullandığımız bir kelime şehir, eş anlamlısı “kent”. Nedense günlük kullanımda tercihimiz ilkinden yana. Sözlükleri karıştıracak olursanız “insanların toplu olarak yaşadığı yerleşim yerlerinden biri; idari ve mülki bakımdan köy ve kasabadan sonra en büyük olanı; tarım alanı olmayan kalabalık yerleşim birimi,” benzeri tanımlara rastlarsınız. Ama şehir aslında bu tanımların ötesinde şeyler ifade eder. Şehir uygarlıktır, ruhtur, aidiyettir, kimliktir. Özellikle batı dillerinde uygarlık anlamına gelen sözcüklerle akrabalığı vardır. Örneğin Yunanca'da "polis", Fransızca'da "cite", İtalyanca'da "citta", Almanca'da "stad", Latince'de yurttaşlık anlamındaki "urbs" ve "civitas" sözcükleriyle tanımlanır. Hatta Arapça'da "medine" sözcüğüyle. Bir şehre ilk kez gidiyorsanız kapıları, surları, kaleleri, sarayları vardır sizi bekleyen. Koca levhalarda, küçük broşürlerde kimlerin, ne zaman geli

Okumak ya da Okumamak: "Kayıp Zamanın İzinde"

Resim
2019 yılı bahar aylarında Gergedan Atölye'de son toplantılarımızı yaparken bir Proust dalgası dolaşmıştı odanın içinde. Dalgayı başlatan atölyemizin müdavimlerinden Canan Hanım'dı. Okur muyuz, okumaz mıyız diye düşünürken o dalgaya kapılıp "Evet," demiş buldum kendimi. O yaz Proust okumakla geçti. Benim için Proust okumak sadece Kayıp Zamanın İzinde 'yi okumakla biten bir iş değil. Anlatmak üzere okuduğum her kitabın ve yazarın çevresinde onlarca kez dönüp iç içe geçen bir sürü okuma çemberi çizdiğimi söylersem abartmış olmam. Başta Mehmet Rifat'ın yazdıkları olmak üzere o büyük romana geçmeden o kadar çok şey okudum ki neredeyse kitabın hangi cildinde ne var, nasıl anlatıyor, metnin içinde nelerle karşılaşacağım, hepsini biliyordum. Oysa romanı okumaya başladığımda pek de düşündüğüm gibi olmadı. Anladım ki yazarın sunduğu evren benim düşündüğümden çok daha katmanlıydı. 2019 Ekim'inde Gergedan Kitabevi'nin arka odasında yirmi kişilik bir yolculuktu  Ka