Bahar Geçmiş Yaz Geçmiş
En son Nisan'da yazıp karalamışım bir şeyler, sonra bahar geçmiş, yaz gelmiş geçmiş ve ben fark etmemişim. Nasıl derseniz? Hayat, der susarım. Peki bu arada ne yaptın, diye soranlara bu yazı. Mayıs'ta Marcel Proust'un Kayıp Zamanın İzinde romanının mekanları olan Combray, Normandiya ve Paris'e giderek ayak izlerinin peşinde dolanıp durduk edebiyat dostlarımla. Haziran'ın çoğunu Bursa, Nilüfer Belediyesi'nin konukseverliğinde Misi Yazıevi'nde geçirdim. Burada geçen günlerimin hasadını önümüzdeki yıl birlikte toplarız umarım. Temmuz ve Ağustos'u İstanbul'da savuşturuverdik. Okudum, yazdım ve saire ve saire. Yaz boyunca tatile gitmedim, bir kez olsun denize girme fırsatı bulamadım, yalnızca iki kez havuza girip çıktım. Yani öyle sıcak kumlardan serin sulara atlamak mümkün olmadı. Ailevi sebepler diyerek geçmek istediğim ama aslında değirmen taşı gibi göğsümün üzerinde ağırlık yapan hallerden muztarip Eylül'e geldik. Yolumuz dikenli ve uzun, yürüyor...