Kayıtlar

yazar etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Zamanı ve Hikâyeleri Parçalayan Kalem

Resim
Büyülü gerçekçilik denince akla gelen ilk birkaç isimden biridir Carlos Fuentes, bu dünyadan geçip giderken ardında onlarca eser ve çok konuşulan bir hayat hikayesi bırakmıştır. Meksika’nın en üretken yazarlarından birinin büyülü edebiyatından bahsedeceğim bu kez. Kendini “premodern/ modern öncesi” olarak tanımlayan Fuentes, yaşamı boyunca farklı eserler kaleme alırken kâğıt ve kalemi tercih edenlerdendi. Toplum, tarih ve kimlik öncelikli meseleler olarak yapıtlarında öne çıktı. 1967’de başladığı Latin Amerika biyografileri dizisini hiçbir zaman tamamlayamadı. Sinema tutkunları 1989’da Yaşlı Gringo ismiyle filme uyarlanan Gringo Viejo başta olmak üzere Pedro Páramo,  El gallo de oro, Los caifanes filmlerinin senarist listesinde Gabriel Garcia Marquez, Juan Rulfo ve Juan Ibenez ile isminin birlikte yazıldığını anımsayacaklardır. Babasının diplomat olması nedeniyle Panama’da dünyaya geldi, çocukluğu boyunca Amerika kıtasının farklı yerlerinde eğitim gördü. Genç bir adam olarak ülkesi...

Şu Bizim Shakespeare

Resim
  Başlık Shakespeare’in Macbeth piyesinin ünlü repliğinden… Onu ne kadar tanıyorsunuz bilmiyorum ama şunu söyleyebilirim ki isminin hissettirdiği kadar ağır, uzak biri değil. Atölyelerde okudukça, anlattıkça eğlenceli ve sürprizi seven bir yazar olduğunu keşfetmek hepimiz için keyifli olmuştu. Uzun yazdığım konusundaki uyarılara rağmen yine çok çok yazacağımı biliyor ve daha ilk satırlarda nasıl kısaltacağımı düşünüyorum. Biraz eskiye dönerek başlayalım… Önce Antik Yunan’da ortaya çıkan sonra Antik Roma’da devam eden ancak Avrupa’ya yayılan Hristiyanlıkla bin yıllık bir suskunluğa bürünen tiyatro geleneği, Orta Çağ’ın sonunda bazı din adamlarının Tevrat ve İncil’deki önemli konuların sözsüz biçimde canlandırılarak halka etki edilmesi fikrini ortaya atmasıyla canlanır gibi oldu. Ancak bu temsillerin tiyatro olduğu düşünülemez. Rönesans’ın başlamasıyla tiyatronun ilk ürünleri de İtalya'da görüldü ama en önemli eserlerini Rönesans'ı geç yaşayan İngiltere gibi ülkeler verdi. B...

Duvar Kağıdının Altında*

Resim
Kadınlarla erkeklerin hayat hikâyeleri birbirinden farklıdır. Günlük yaşamları, sosyalleşme süreçleri, kendilerini var etme biçimleri birbirine benzemez. Yine de bu farklılık iki cinsin birbirini dışlama, ötekileştirme, diğerine üstün olma çabasını haklı çıkarmaz. Ancak dünyanın süregiden eril düzeninde var olma ve benliğini oluşturma mücadelesi veren kadının çabası hiç kolay olmadığı gibi çoğu zaman da erkekler tarafından engellenir. Kadın ve erkek kelimeleri dünya üzerinde yaşayan insan cinslerinin tanımından farklı anlamlarla yüklüdür. En başta Adem’in kaburga kemiğinden olma meselesiyle, Adem’in biçimlendirdiği bir dünyada onun belirlediği sınırlar içinde yaşamaya mecbur bırakılmış biridir kadın. Ne yazık ki tüm çabasına, arzusuna karşın henüz çemberi kırabilmiş, sınırı aşabilmiş, duvarlarını parçalayıp atabilmiş değil. Dünyanın bilinen tarihinin öznesi erkektir. Bu tarihi yapan da yazan da erkeklerdir; kayda geçirilmiş olan tarih onları yazanların seçimlerine göre biçimlenmiş ve i...

Dolma Pişti mi?*

Resim
1970’ler Türkiye’nin en zor, en çalkantılı dönemlerinden biriydi. Her alandaki politik ayrışma keskinleşmiş, sağ ve sol arasındaki iletişim neredeyse tümüyle kesilmiş, şiddet ve terör günlük olağan haber haline gelmişti. Sanatçıların ise kendilerini yaşadıkları kaotik ortamdan ayrı düşünmesi beklenemezdi.  Edebiyatçılar da bu çatışma ortamının içinden yazmaya başladılar. Öne çıkan “toplumcu gerçekçi” anlayış ile yazan pek çok öykücü ve romancı işçilerin, emekçilerin, yoksulların hayatlarına pencere açtılar. Öğrenci olaylarını, 71 darbesini, devlet baskısını anlatırken seslerini biraz daha yükseltmişlerdi. Aynı dönemde Muzaffer İzgü mizahi bir dille yazdığı öyküleriyle kendini gösterdi.  Gözlerini yoksul bir ailede dünyaya açan İzgü’nün öykülerinde ve romanlarında çok erken yaşlarda atıldığı hayat mücadelesinin izlerini görürüz. Mizah yazarı olarak tanınmış olsa da özellikle yoksul hayatları anlatan romanlarında neşeyle hüzün iç içedir. Sade ve akıcı dili sayesinde gülmeceyi me...

Kemal Tahir'in Edebiyatı

Resim
Kemal Tahir’le ilk tanışmam ortaokul yıllarıma rastlar. Öykülerin, romanların dünyasını keşfetmiş bir çocuk olduğumu anlayan dayım bir gün Türk Edebiyatının Kemal’lerini bilip bilmediğimi sordu. O güne kadar Yaşar Kemal’den başkasını tanımıyordum. Edebiyatımızın dört Kemal’i olduğunu söyleyip oldukça zengin kütüphanesinden üç kitap koydu önüme. Orhan Kemal’i Ekmek Kavgası, Kemal Bilbaşar’ı Böyle Olur Ağaların Düğünü, Kemal Tahir’i Yorgun Savaşçı ile tanıdım. Bu tanışıklıklar zaman içinde keyifli yol arkadaşlıklarına dönüştü. “Dostlar yağmaya koyulmakta düşmanlara parmak ısırtır. Tanrı bir yerde çöküş belirtisi göstermesin...” Yorgun Savaşçı’nın altını çizdiğim ve kimi zaman anımsadığım satırlarından biridir.  Yazarın en bilinen ve en çok konşulan romanı olan, romancılığına araştırmacılığını da katarak Osmanlı Devleti’nin kuruluşunu hikâye ettiği Devlet Ana hakkında Ocak 1968’de verdiği bir röportajda şöyle der: “600 yıl geriye gitmemin sebebi, Anadolu Türk insanımızın temel cevheri...

Çirkinlikten Bilgeliğe

Resim
Gergedan Kitabevi'nde 2 Aralık'ta başlayan edebiyat atölyemiz bu hafta başında iki haftalık bir tatile girdi. Hem dinleneceğiz hem de önümüzdeki dönemde okuyacağımız kitapları acele etmeden okuyacağız. Geçtiğimiz yedi hafta boyunca Avrupa Edebiyatının pek bilinmeyen sularında dolaştık. Gergedan Atölye'de her dönem için, okuyacağımız kitapların birinden hepsine yakışacak bir isim bulmaya çalışırım. Biraz kitapların genel karakterini, biraz dönemi, biraz yazarın ruh halini anlatan bir cümle olmasına dikkat ederim. Geçen dönemin ismini ilk kitabımız Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği 'nden almıştım: Dünya Öyle Çirkindi ki  Okuduğumuz kitaplara da şöyle bir göz atmak ister misiniz? Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, Milan Kundera Kundera, tüm eserlerinde olduğu gibi bu en bilinen romanında da karşıtlıklardan yola çıkarak bir aşk hikayesi ekseninde hayatı sorguluyor. Diğer yandan yazarın sesini duyduğumuz bölümler var ki bu satırlarda da yazın, edebiyat ve hayat üzerin...

Kitap Yazdım Başucuna Bıraktım

Resim
ÇOCUK KİTABI YAZMAK İSTEYENLER İÇİN YAZI ATÖLYESİ KAYITLARI BAŞLADI. Çocuk edebiyatıyla ilgilenenler ve bu alanda ürün vermek isteyenler için Fatma Burçak’ın eğitim vereceği, ‘Kitap Yazdım Başucuna Bıraktım yazı atölyesi’, katılımcılarına çocuk kitabı yazmanın tüm inceliklerini öğretecek. Katılımcıların yazdıkları hikâyeler değerlendirilecek, duygu, düş gücü, serüven, mizah, merak, bilgi öğelerinin dağılımı, hikâyenin gelişimi, çocuk romanının özellikleri ve gereken diğer teknikler yazılanlar üzerinden çalışılacak, yayınevleri ile iletişim ve dosya sunumu üzerine bilgiler verilecek.  Atölye Cumartesi günleri 13.30-15.30 saatleri arasında yapılır.8 hafta sürer. Başlangıç tarihi ve fiyat bilgisi için İletişim:  www.akademijurnal.com akademijurnal@gmail.com Adres: Akademi jurnal Asmalımescit, Jurnal sokak, No.10/3. Beyoğlu

Sait Faik Abasıyanık Belgeseli

Resim

Pınar Kür'ün Çalışma Odasında Keyifli Bir Tura Ne Dersiniz?

Resim
NTVMSMBC'nin yeni dizisi esinledirici olabilir!!! (BAŞLIĞA TIKLAYIN:)) Çeşitli mesleklerden başarılı isimlerin çalışma odaları...