Kayıtlar

edebiyat gezisi etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Masumiyetini Kaybetmemiş Bir Şehirden Notlar

Resim
İnsan kimi zaman gittiği bir şehri özler. 2016'da gezip gördüğüm, tadına vardığın Sinop'a dair bir zamanlar Vagon Dergi'de yayımlanan yazımdır. Gitmem gerektiğine ne zaman karar verdim bilmiyorum. Sinop, uzun zamandır görmem gereken yerler listesinin ilk sıralarındaydı. Sonunda Gökçeada’ya da birlikte gittiğim arkadaşlarımla üç ay önce oluşturduk rotamızı. Beni Sinop’a çekenin sadece meşhur cezaevi olduğunu söyleyemem. Belki zaman zaman kulağıma çalınan Sinop’a dair güzellikler, belki Karadeniz’in en az bilinen şehirlerinden biri oluşu, belki çocukluk arkadaşım Sema’nın anlattığı Sinop, belki atalarımın atalarının ruhu. Sinop’a vardığımızda sabah 07.00 sularıydı, hayat henüz başlamamıştı. Kahvaltı etmek için aklımıza ilk gelen yer meşhur Tarihi Yalı Kahvesi oldu. Surların etrafını dolaşıp kahveye vardığımızda bize bakan altı çift ihtiyar gözle karşılaştık. Kahvenin emekli müdavimleri sabahın o saatinde çoktan yerleşmişlerdi sandalyelere. Üstelik yiyecek bir şey de yoktu, si...

Bahar Geçmiş Yaz Geçmiş

Resim
En son Nisan'da yazıp karalamışım bir şeyler, sonra bahar geçmiş, yaz gelmiş geçmiş ve ben fark etmemişim. Nasıl derseniz? Hayat, der susarım. Peki bu arada ne yaptın, diye soranlara bu yazı. Mayıs'ta Marcel Proust'un Kayıp Zamanın İzinde romanının mekanları olan Combray, Normandiya ve Paris'e giderek ayak izlerinin peşinde dolanıp durduk edebiyat dostlarımla. Haziran'ın çoğunu Bursa, Nilüfer Belediyesi'nin konukseverliğinde Misi Yazıevi'nde geçirdim. Burada geçen günlerimin hasadını önümüzdeki yıl birlikte toplarız umarım. Temmuz ve Ağustos'u İstanbul'da savuşturuverdik. Okudum, yazdım ve saire ve saire. Yaz boyunca tatile gitmedim, bir kez olsun denize girme fırsatı bulamadım, yalnızca iki kez havuza girip çıktım. Yani öyle sıcak kumlardan serin sulara atlamak mümkün olmadı.  Ailevi sebepler diyerek geçmek istediğim ama aslında değirmen taşı gibi göğsümün üzerinde ağırlık yapan hallerden muztarip Eylül'e geldik. Yolumuz dikenli ve uzun, yürüyor...