21 Nisan 2013 Pazar

Bir Düğün Gecesi - Adalet Ağaoğlu



“İntihar etmeyeceksek içelim bari”
Türk Edebiyatının belki en bilinen başlangıç cümlelerinden biri. Adalet Ağaoğlu’nun 1974-1978 yılları arasında yazdığı bu kitap “Dar Zamanlar Üçlemesi” adını verdiği serinin ikinci kitabı. İlk kitap Ölmeye Yatmak’ta tanıdığımız Aysel karakterinin çevresindeki kişiler ve daha fazlası Aysel’le ilişkileri, birbirleriyle olan bağlantıları, yaşamlarının dönüm noktalarıyla bu kitapta yer alıyor. “Dar Zamanlar Üçlemesi”nde yazarın hikâyeleri kısa zaman dilimlerinde, hiçbir olay olmadan, ileriye doğru akacak şekilde kurguladığını görüyoruz. Böylece okura aynı zamanda toplumun içinde bulunduğu daralmışlık, sıkışmışlık hissini yansıtıyor. Birbiriyle bağlantılı bir üçleme olmasına rağmen her üç kitabın da ayrı ayrı okunabilmesi, okuyucuda eksiklik, boşluk duygusu uyandırmasını engelliyor.
Kitap boyunca izlediğimiz düğünün devam ettiği birkaç saat boyunca hiçbir olay olmadığı halde roman geriye dönüşlerle ileriye doğru akıyor. Çok başarılı bir biçimde kullanılmış olan sahneleme tekniğiyle her karakter sırası geldiğinde öne doğru çıkıyor. Hikâye şimdiki zamanda geçtiği halde, karakterlerin zihninden hem bireysel tarihlerini hem de toplumun tarihsel sürecini izleyebiliyoruz. Bir düğün söz konusu olduğu için çok fazla karakterin metne yerleştirilmiş olması da yazarın farklı zamanları anlatabilmesine olanak sağlıyor.
Alkol bağımlısı bir ressam olan Tezel’in söylediği bu cümle ile açılan roman 1970 darbesinin sonrasında, toplumsal yapıyı oluşturan sınıf ve katmanları düğüne katılan davetliler üzerinden canlandırıyor. Dünürlerden birinin sanayici, diğerinin general olması 1970 darbesine bir göndermeyle, düğünü bu iki kesimin ittifakına dönüşen bir gösteri haline getiriyor. Toplumun çeşitli kesimlerini yansıtan düğün davetlileri bu egemen ittifakın çevresindeki halkayı tamamlıyorlar. Prof. Ömer bir vida gibi metindeki tüm karakterleri birbirine bağlıyor. Darbe sonrasında gözaltına alınmış, üniversitedeki görevine son verilmiş ancak bir süre sonra göreve geri dönmüş olması kendisi gibi profesör olan eşi Aysel’le arasında güvensizliğe, iletişimsizliğe yol açan bir uzaklaşmaya sebep oluyor. Karısı Aysel’in yeğeni olan Ayşen ne ailesi ne de solcu arkadaşları tarafından kendisine inanılmayan, çıkışsız solcu aydın genci temsil ediyor. Üstelik eniştesine de âşık olduğu halde sonunda babasına ve onun temsil ettiği egemen sınıfa teslim olmuş, Ercan’la evlenmeyi kabul etmiştir. Aysel’in küçük kardeşi Tezel ise, kırgın, küskün küçük burjuva solcu aydının temsilcisidir, inançlarını kaybetmiştir, düğünü uzaktan izler. Düğüne katılmadığı ve hiç görmediğimiz halde Aysel’in ödünsüz duruşunun Ömer, Tezel, İlhan, Ayşen üzerindeki etkilerini hissederiz. Damat Ercan’ın düğüne katılmayan ve her an olay çıkarması beklenen kardeşi Hakan ise gerilimi tırmandıran bir unsurdur. Romandaki düğüm noktalarını, Ayşen ve Ömer’in ilişkisi, Aysel’in düğüne gelmemesi, Hakan’ın varlığı olarak tanımlayabiliriz. Toplumcu gerçekçi bir roman olarak toplumun tüm kesimlerine eleştiride bulunurken Atatürk zamanında kurulmuş olan Anadolu Kulübünün de bir simge olarak kullanıldığını ve cumhuriyete yönelik eleştirilerin bu kurum üzerinden yapıldığını görüyoruz. Roman neden - sonuç ilişkilerini geriye dönüşlerle, iç hesaplaşmalarla, anımsamalarla veriyor. İç monologlarla anlatılan hikâyelerde; anlatımlarda ilişkilerin samimiyetsizliği ve iletişimsizlik ön plana çıkıyor. Yazarın roman boyunca günlük, mektup gibi farklı anlatım tekniklerinden de yararlandığını görüyoruz. Böylece okuru monotonluktan kurtarıyor, ilginin azalmasını önlerken, inandırıcılığı da artırıyor. Kahramanların davranışları okura duygusal bir atmosfer sağlarken, mekân betimlemeleri de genel olarak atmosferin genişletilmesine katkıda bulunuyor.
Cumhuriyet sonrası Türk romanının kilometre taşlarından olan bu eser, Adalet Ağaoğlu’nun ustalıklı anlatımıyla hem edebi açıdan hem de toplumsal açıdan çok önemli ve okunmaya değer bir kitap olarak edebiyatımızdaki yerini koruyor.

1 yorum:

Çirkinlikten Bilgeliğe

Gergedan Kitabevi'nde 2 Aralık'ta başlayan edebiyat atölyemiz bu hafta başında iki haftalık bir tatile girdi. Hem dinleneceğiz h...