Ana içeriğe atla

Yayındaydık :)




Bir önceki yazının üzerinden bir hafta bile geçmeden bir yazı daha koyabilmek benim için büyük bir sürpriz. Ama bu kez yazmayacağım, konuşacağım. Geçtiğimiz salı günü (12.Ocak.2021) Cem TV'de Murat Bulut'un "Kitapsız Dönmesin Dünya" isimli programına Edebiyatist Dergisi ve Edebiyatist Yayınevi adına Fatih Ayan ve bendeniz konuk olduk. Aslında Edebiyat Dergileri ve Yarışmalar başlığıyla ilan edilen program daha çok dergiler ve okuma kültürü konuları çevresinde konuşulan bir yayına dönüştü. Keşke böyle programlar daha artsa ana akım televizyon kanallarında ve izlenebilir saatlerde yayınlansa. Okumak ve yazmak üzerine, kitaplar, yazarlar , nasıl yazdıkları, neler yazdıkları üzerine bol bol konuşsak. Renkli simalarla sohbet etsek. Ama olmuyor işte... Oysa programın sonunda da söylediğim gibi, okumak hepimize iyi gelir :)

İzlemek isteyenler için aşağıya bırakıyorum videoyu...
Bu arada bu ay Edebiyatist Dergisi almanızı öneririm. İçinde benim yazım yok ama çok değerli yazarlar ve ayın dosya konusu "Deneme." Saklanacak ve çok okunacak bir dergi olmuş.

Murat Bulut ile Kitapsız Dönmesin Dünya | Fatih Ayhan & Fatma Burçak


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Düğün Gecesi - Adalet Ağaoğlu

“İntihar etmeyeceksek içelim bari” Türk Edebiyatının belki en bilinen başlangıç cümlelerinden biri. Adalet Ağaoğlu’nun 1974-1978 yılları arasında yazdığı bu kitap “Dar Zamanlar Üçlemesi” adını verdiği serinin ikinci kitabı. İlk kitap Ölmeye Yatmak ’ta tanıdığımız Aysel karakterinin çevresindeki kişiler ve daha fazlası Aysel’le ilişkileri, birbirleriyle olan bağlantıları, yaşamlarının dönüm noktalarıyla bu kitapta yer alıyor. “Dar Zamanlar Üçlemesi”nde yazarın hikâyeleri kısa zaman dilimlerinde, hiçbir olay olmadan, ileriye doğru akacak şekilde kurguladığını görüyoruz. Böylece okura aynı zamanda toplumun içinde bulunduğu daralmışlık, sıkışmışlık hissini yansıtıyor. Birbiriyle bağlantılı bir üçleme olmasına rağmen her üç kitabın da ayrı ayrı okunabilmesi, okuyucuda eksiklik, boşluk duygusu uyandırmasını engelliyor. Kitap boyunca izlediğimiz düğünün devam ettiği birkaç saat boyunca hiçbir olay olmadığı halde roman geriye dönüşlerle ileriye doğru akıyor. Çok başarılı bir biçimde kull

Ne Değişecek?

Resim Tumisu tarafından Pixabay 'a yüklendi Gönüllü karantina altında bir aya yaklaşıyoruz. Sinirlerimiz gergin, bazı geceler uyuma güçlüğü çekiyoruz, evin içinde birbirimize sabretmek giderek güçleşiyor, bazen yapabileceğimiz hiçbir şey kalmamış gibi geliyor, odaklanmakta güçlük çekiyoruz, yakınlarımız için endişeleniyoruz, çocuklarımız için endişeleniyoruz, salgını ciddiye almayan ve kurallara uymayanlara kızıyoruz. Her akşam devlet tarafından açıklanacak salgın bilançosunu bekliyoruz. Açıklanan sayıların içinde olmadığımız için şükrediyor, ertesi gün yine bekliyoruz. Tek tesellimiz tüm dünya ile aynı kaderi paylaşıyor olmak; tek umudumuz hep birlikte kurtulmak. Biliyoruz ki birlikte başaramazsak başarmış olmayacağız. Herkes çok şey değişecek, dünya artık eskisi gibi olmayacak, diyor. Peki bu uzun süreçte ne öğreniyoruz? Yaşadıklarımız hayatımızda neyi değiştirecek? Doğrusu bu değişimin nasıl olacağını, nelerden vazgeçeceğimizi ya da neleri öğrenmiş olarak yola devam

Bu Yaz Ne Okusak?

Resim rawpixel tarafından Pixabay 'a yüklendi Atölyelerde son okumaları yaparken bir yandan da şu soruyla karşılaşıyorum. Acaba yazın ne okusak? Elbette her okurun okuma tercihleri farklı ama birlikte okuduğumuz kitaplardan yola çıkarak, mevsim rehavetini de göz önüne alarak yıl içinde kendim ve sizler için "okunmak üzere" not ettiğim kitaplardan bazılarını -her yıl olduğu gibi- listeledim. İşte o kitaplar: 1. Sus Barbatus , Faruk Duman Kitaplığımda Faruk Duman'ın neredeyse tüm kitapları var. Henüz iki gün önce Orhan Kemal Roman Armağanı ile ödüllendirilen bu kitap ise yılın öne çıkan romanlarından biri. Sus Barbatus 'u henüz okumadım ama Pirȋ 'nin yeri bende hep başka olacak :) 2. Dünyadan Aşağı , Gaye Boralıoğlu Daha önce Aksak Ritim 'le tanıyıp sevdiğim bir yazar. O da bu yıl yeni romanı ile Duygu Asena Roman Ödülü'nü kazandı. Üstelik Duygu Asena'nın adını taşıyan ödülü erkek egemen bir seçici kurulun vermesi de ironi o